Kitap: “İmparatorluğu Yıkan Kadın: Sara”

Önsöz;

Yakın Tarihten İbret

Fransızlar’ın ünlü yazarı Montesquieu, “İran Mektupları” adlı eserinde “ Ne mutlu insana ki, kendi liyakatinden bahsetmeyecek kadar mağrurdur.” Der.

Biz de diyoruz ki, evet Babıâli’nin üstadlarından Lütfü Akdoğan 35 yıllık şan ve şöhret dolu gazetecilik mesleğinin ardından tevazu derecesine varan gururu bir yana bırakmalı ve dağarcığını milletine açmalıdır.

50’li yıllardan 80’li yıllara köprü olan bir uzman gazetecilik var mıdır? Diye sorulsa, hiç şüphesiz ilk akla gelen konu “Ortadoğu Muhabirliği” olur. Evet, 50’li yılların başında, Türk basını, gelişen teknoloji ve telekomünikasyon karşısında yaya kalırken, yanıbaşımızdaki Şam’la telefon görüşmesi, Londra üzerinden yapılırken, bir gencecik gazetecimiz, Arap ülkelerinde adeta köşe kapmaca oynuyordu.   Daha düne kadar hükümdarlığımız altında bulunurken, 1. Dünya Savaşı ile birlikte “düşman kardeş” durumuna düştüğümüz Arap ülkeleri 20. asrın ortalarında söz sahibi olunca, uluslararası platformda önemli bir yer işgal etmeye başlıyordu.

Hemen yanıbaşımız din kardeşimiz, kültür ortağımız bu ülkeler yine o tarihlerde ulaşılması anlaşılması güç birer kapalı kutu gibi görülüyordu. Ancak bıyığı henüz terlemiş Gazeteci Lütfü Akdoğan, Arapça dilini bilmenin verdiği avantajın yanısıra üstün kabiliyeti ile kısa zamanda bu ülkelerin insanlarını, başta yöneticileri olmak üzere adeta avucunun içine alıyordu.   Akdoğan, geçtiğimiz 35 yıl içinde aklınıza gelebilecek tüm Ortadoğu ülkelerini karış karış gezdi. Her tarafı didik didik etti. Oraları önce öğrendi, sonra Türk kamuoyuna öğretti.   Bunca zamandan sonra artık Lütfü Akdoğan için gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini tarih ehline emanet etmek zamanı geldi. Şimdi kendisi, o sımsıcak anıları ile başbaşa elde kalem, paha biçilmez tarih hazinesini kağıda dökmeye başladı.   Elinizdeki kitap, Lütfü Akdoğan’ın çok önemli bir araştırmasınınb ürünü. 1. Dünya Savaş’ında, Osmanlı İmparatorluğu’nun “ Güneydoğu Cephesi Hikayesi”.   Okuyun, beğeneceksiniz, üzüleceksiniz ve bir acı gerçeği günümüze “ibret vakası” olarak aktaran Lütfü Akdoğan’a gönlünüzün taa derinliklerinden teşekkür edeceksiniz.                        Saygılarımızla.

ABC AJANSI