Randevusuz Gittiğim Köşk’ün Kapısından Döndüm

Zafer Gazetesi, Demokrat Parti iktidarının resmi gazetesi idi. Bu gazetenin, makaleyi birinci sayfadan manşet olarak vermesi, iktidarın da, benim gibi düşündüğünü gösteriyordu.

… Polis-adliye muhabirliğine başlamıştım ama bocalıyordum, işin sırrını bilmiyordum. Emniyet Müdürlüğünde bir basın bürosunun varlığından, bir polis bülteninden haberim bile yoktu. Deliler gibi sokaklarda sağa sola koşuşturuyordum.
Bir sabah Selahattin Sonat, beni odasına çağırdı. Kendisi, yazı işleri müdürü idi.
– Bak Lütfü, sen önemli adam oldun, bu fırsatı yakala ve iyi değerlendir, dedi.
– Ne yapmam lazım Efendim?
– Akşam Cihat Bey yazılarından dolayı telefon etti, seni çok merak etmiş, “Kim bu çocuk?” diye sordu. Cumhurbaşkanı Celal Bayar da seni görmek istiyormuş. Cihat Bey çok memnun.
– Ne yapayım Efendim?
– Hemen atla, Ankara’ya git. Tabii büyük bir fırsat bu. Cumhurbaşkanı, seni görmek istiyor.
Odasından ayrıldım, doğru Sirkeci’deki otobüs yazıhanelerinden birine gidip, Ankara’ya bilet aldım. Evden eşyalarımı toplayıp, saatinde otobüse bindim. Sabahın saat 08.00’ine doğru Başkent’in Ulus Meydanı’ndaydım, saat 09.00’u bekledim. Sonra Çankaya Köşkü’nün kapısına dayandım.

…Aynı akşam, Cumhurbaşkanı Bayar’ı göremeden İstanbul’a geri döndüm. Üzüntümden iki gün gazeteye uğrayamadım…
( Lütfü AKDOĞAN, Krallar ve Başkanlarla 50 Yıl, Cilt 1, s.25-28)