BABIALİ Mayıs 2015

Yeni Kitap: “Türkiye Nereye” – EGER  SİZ… iSENiZ BEN KAFATASÇIYIM – Lütfü Akdoğan

kapakRAFLARDA HENÜZ YERİNİ ALAN ”TÜRKİYE NEREYE?” KİTABINDAN ALINTILAR…

“Lütfü Akdoğan
Lütfü Akdoğan, Türkiye’nin ilk savaş muhabiri. Ortadoğu’da tam 10 savaş, 20 ihtilal görmüş, bazı savaş ve ihtilallerin önlenmesinde rol oynamış, hakkında “vur emri” çıkarılmış, 8 defa ölümle burun buruna gelmiş.

Gazetecilik hayatı süresince 60’a yakın kral ve devlet başkanı ile görüşmüş, birçoğu ile de yakın dostluklar kurmuş, mesleğinde unutulmaz ilklere imza atmış bir gazetecidir.

Lütfü Akdoğan, Selçuklu, Osmanlı, Anadolu, Türk, Arap, İran, Türkmen, İslam, Fransız tarih ve kültürüyle büyümüş, bu medeniyetlerle yoğrulmuş bir yazardır.” 

ZARURİ BİR AÇIKLAMA

 Sayın okuyucularımız,

Ben 85 yaşında, sürekli şeref basın kartına sahip, 65 yıllık bir gazeteciyim. Şeref basın kartı Türkiye’de zannediyorum dört beş kişide ya vardır ya yoktur. Kitabımda okuduğunuz gibi 1950’den 2002 yılına kadar pek çok bakan, başbakan, cumhurbaşkanı ile görüşmüş, konuşmuş, tanışmış eski bir milletvekili ve gazeteci olarak bu hükümetlerin çoğuyla kaynaşmış bir durumdayım. Kitabın gerçek bir şekilde eleştirilmesi ve yorumlanması için bu açıklamayı yapmak mecburiyetindeyim. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kere havaalanında VIP otobüsünde gördüm; merhabalaştık ve el sıkıştık. O zamanlar belediye reisiydi. İkinci defa yine uçakta karşılaştık; hatır sorduk ve el sıkıştık. Onun dışında ne gazeteci olarak ne de herhangi bir sıfatla belediye reisi, başbakan ve cumhurbaşkanı görevlerindeyken, ne tanışmam ne konuşmam ne birlikte yemek yemem ne de herhangi bir basın toplantısında bulunmuş olmam söz konusudur. Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu televizyonların dışında hiçbir yerde görmedim, onunla tanışmadım. Şu anda mevcut olan hükümetin hiçbir üyesini tanımıyorum ve AK Parti’den başta başkanı olmak üzere hiçbir yönetim kurulu üyesini tanımıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’nu sadece televizyonda gördüm, hiçbir yerde karşılaşmadım. Hiçbir milletvekilini de tanımıyorum. Sayın Bahçeli’yle, Süleyman Demirel’in yemeğinde el sıkıştık. Onun dışında kendisini ve milletvekillerini tanımıyorum. Sayın Demirtaş’ı televizyonların dışında hiçbir yerde görmedim ve partisine mensup tek bir milletvekilini bile tanımıyorum. Sadece Sayın Doğu Perinçek’in anne ve babasını çok iyi tanırım. Kendisi de dostum olur. Bunların dışında kalan 17 partinin hiçbirisinin başkanını tanımadım, elini sıkmadım, televizyonda görsem dahi tanıyacak durumda değilim. Bugünkü devletin içinde yer alan hiçbir generali, askeri, çeşitli görevlerde bulunan memurları da tanımam. Afedersiniz bu belki benim cehaletimdir. Memleketime otuza yakın eser bırakmış, hayatımın kırk yılından fazlasını yurt dışında geçirmiş, Türkiye’de 1950 yılında Adnan Menderes Hükümeti’nden bu yana, 42 hükümet görmüş, Atatürk hariç 9 cumhurbaşkanı tanımış, Türkiye’de 4 ihtilal, Ortadoğu’da da 12 ihtilal ve darbe görmüş, 8’e yakın savaşta bulunmuş bir gazeteciyim. Bu arada dünyada 60’a yakın kral, devlet başkanı, başbakan gibi şahıslarla çok yakın siyasi ve dostane ilişkilerim olmuştur. Bu yaştan sonra şahsıma, mesleğime, aileme gelecek en ufak bir tenkitin beni son derece rahatsız edeceği gerçektir. Bunları engellemek için bütün yetkililere aktarıyorum. Mürekkebim kanım, kalemim vicdanım prensibiyle tarafsız, aklımın ve bilgimin erişebildiği güçle yazdım. Hiçbir tarafın destekçisi olmadım, olamam da. Herkesin bunu göz önünde tutarak kitabı değerlendirmesini rica ederim.”

—————————————————————————————————

“Sayın okuyucularımız,

ARTIK YETER! 

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü bozmak ve Türk milletini kanlı maceralara sürüklemek isteyen iç ve dış düşmanlara ihtar olunur. “Eğer siz … iseniz”, bizi zorla “kafatasçı” yapmış olursunuz. Herkes aklını başına toplamalıdır. Bir an önce huzurun ve refahın sağlanması için el birliği ile çalışmak şarttır. Bunu isterseniz bir nasihat, isterseniz bir tehdit olarak kabul edin; vicdanlar ve akıllar nasıl değerlendiriyorsa, öyledir…”

ARKA KAPAK YAZISI

Üzerinden 8 medeniyetin geçtiği kutsal, güzel Anadolu’muzda barış ve refah içinde yaşamak mecburiyetinde olduğumuzu herkes bilmelidir. Gerçekleri bir tarafa iterek hayaller üzerinde yanlış kararlar vermek, ülkeyi kana bulamaktan başka bir yola götürmez. Herkesin bunu bilmesi lazımdır.

Geçmişteki tarih sayfaları iyi okunmalı, bundan ders alınmalıdır.

Büyük Bilge Kağan’ın birkaç cümlesini sizlere sunuyoruz:

“Babamızın ve amcamızın kazanmış oldukları milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım; gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki şad ile birlikte öle yite çalışıp kazandım. Böyle kazandığım için birleşik milleti ateş ile su gibi birbirine düşman etmedim. 

Tanrı buyurduğu için ben de kutlu ve bahtlı olduğum için ölmek üzere olan milleti diriltip doyurdum. Çıplak milleti giyimli kıldım; yoksul milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım; güçlü devleti olandan ve güçlü kağanı olandan daha iyi kıldım. Dört bir yandaki milletleri hep kendime bağımlı kıldım. Türk milletini düşmansız kıldım.”

YENİÇAĞ – Kenan Akın “Türkiye Nereye!”

kenanAkin“Türkiye Suriye’ye girecek”  iddialarından sonra, kamuoyunun  “olumlu”  bir tepki göstermemesi milletimizin bu tür harekâtları benimsemediğini ispatlıyor.

Her ne kadar, yazımızın kaleme alınış saatine kadar, her hangi bir  “yalanlama”  veya “operasyon”  yapılmadıysa da, gelişmelerin endişeyle izlendiğini belirtmemiz gerekiyor. Devamını Oku

Kasım Gülek

Siyasi ve İnsani Değerleri Unutmayalım

Siyasi partilerin birbirine girdiği bugünlerde efsanevi Kasım Gülek’i

hatırlamamak mümkün değildir. 1950’ye kadar İsmet Paşa’nın son

kabinesinde bakanlık yapan ve Birleşmiş Milletlerin faaliyetlerinde

önemli rol alan Gülek, Cumhuriyet tarihimizde gelip geçmiş en

muhteşem politikacıdır. Politikacıların el sıkma geleneği onunla

başlar. 1950’lerden 1960’lara kadar eşek sırtında köy köy dolaşan

Kasım Bey, halkın kucağından fışkırmış bir Çukurovalıdır. Çok

zengin bir aileye mensup, 8 lisan bilen, sayısız diplomalara sahip bir

siyaset lideridir. Uzun süre Cumhuriyet Halk Partisi genel sekreterliği

yapmış olan Kasım Gülek, bir bayrak gibi Türkiye’nin dört köşesine

yayılmış, ancak İsmet Paşa ile olan anlaşmazlıkları sonucu partiden

uzaklaştırılmıştır. Bütün dünya devletleri ve liderleriyle sıkı

münasebetler kuran, güler yüzlü, samimi, çok bilgili, yabancı dillere

fazlasıyla hakim bulunan Kasım Bey, Cumhurbaşkanlığı

Kontenjanı’ndan senatör olmuş ve Türkiye onu cumhurbaşkanı olarak

görmek istemiştir.

Bilgisi ve kültürü ile herkesi kucaklayan Gülek gibi insanları

bugünlerde Meclis’te aramaktayız. Ama ne yazık ki koca Meclis’te

tek bir Kasım Gülek görememekteyiz. Bugün en büyük eksikliğimiz

Kasım Gülek’lerin siyasi hayatımızda eksik bulunmamalarıdır. Bu, en

büyük üzüntümüzdür. Rahmetle, sevgiyle, saygıyla anıyoruz.

09.03.2015

Lütfü Akdoğan Der ki;

Korkmayız Kimseden

Biz korkmayız
Kimseden
Ne de ölümden
Ahlakımızı almışız
Kur’an-ı Kerim’den
Ehl-i Beyt’tir
Evimiz
Kendimizi biliriz
Molla Seyyit Emin’dir
Dedemiz
Her zaman
Ellerimiz tertemiz
Kur’an’daki her haram
Bizim için de
Haramdır
Kapımızı çalan
Bizim için Tanrı’dan
Ikram
Fakir zengin
Bilmeyiz
Biz herkesin
Hizmetindeyiz
Öyle gördük
Dededen
Çekinmeyiz
Hiçbir şeyden
Korkmayız
Ölümden
Ahlakımızı almışız
Kur’an-ı Kerim’den

  • Sağ göz sol gözün düşmanıdır.
  • Gözüne kulağına inanma yalan çıkabilir.
  • Yalan yalanla kan kan ile temizlenmez.
  • Savaşa girmek elinizde, savaştan çıkmak başkalarının elinde.
  • Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları tarihini bilmeyenler devlet yönetmeye kalkmasın.
  • Devlet yönetimi barış ile başlar barış ile biter.
  • 500 yıldır size düşman olan Batı bugün niçin sizinle dost olsun?
  • Bir devlette eğitim, adalet, barış yoksa o devlet eşkiyadır.
  • Haysiyetsiz insan hiçbir toprakta büyümez.
  • Haysiyet para ile satılmaz.
  • Üç-beş kuruşa kendini satma; haysiyetini satmış olursun.
  • Param var deme; haysiyetin kaç para eder onu sorarlar.
  • Her şeyi kenara bırak haysiyete bak.
  • Üç-beş kuruşla adam olunmaz.
  • Evladına yedirdiğin bir kaşık haram vücudunda ağaç olur.
  • İnsan gibi olmak yerine timsah olmaya ne gerek var?
  • Helal varken haramzade üretmenin ne gereği var?
  • Adam gibi ol; sana adam desinler
  • Gözlerin ve ceplerin aynı; herkes onlara bakar
  • Aldatırım, dolandırırım sanma; gerçekte sen aldanırsın.
  • Haram yiyenin hiçbir mezarlıkta yeri yok.
  • Para ile namusu değil; namussuzluğu satın alabilirsiniz.
  • Yalanla melekleri bile aldatabilirsin; ama bil ki sonuç cehennemdir.
  • Zekanı iyi yerde kullan ki akıllı desinler.
  • Küçük aklınla büyük işlere girişme sonra kaybedersin.
  • Daima, bir şey bilmediğini hatırla.
  • Arkadaşı olmayanın dostu olmaz.
  • İnsanoğlu hür doğar, hür yaşamak ister.
  • Hırs, sonu ateş olan felakete sürükler; ateşlerde yanmak istemiyorsan hırsa kapılma.
  • Evinin çatısı yukarıdan çökerse şaşırma; kabahat sende. Çatıdaki delikleri görmemişsin.
  • Ye yedir; oku okut.
  • Annene bakmıyorsan gözün kör demektir.
  • Savaşı unut, barışa bak.
  • Kötü insanlardan ne kadar uzak durursan ölümden de o kadar uzaksın demektir.
  • “Bana ne ” deme; sonra sana “sana ne” derler.
  • Ata binmek marifet değil; attan düşmemek marifettir.

İnsanı Taşıyan ve Yücelten Kanatlar

“İnsanı taşıyan ve yücelten iki kanat vardır: sağ kanat: İNANÇ, sol kanat: KÜLTÜR…
İnanç kanadında. Vicdan, Doğruluk, İzan, Adalet
Kültür kanadında: Bilgi, Akıl, Mantık, Muhakeme
Bu kanatlar eşit ve dengeli olduğu takdirde insanlar refah, barış ve huzur içinde yükseklerde dolaşır, istikrarlı bir hayat sürerler…
Tesadüfen bir kanatta yükselenlerin düşmeleri kaçınılmazdır; toplumlar içinde kanat dengesizliği insanları felakete ve uçuruma sürükler…”