50 Years with Kings and Presidents

The one of the fisrt war correspondent of Turkey; Lütfü Akdoğan, has put down his memories, on the 3 vol books named, 50 Years with Kings and Presidents.

The books which are in best sellers on politic books, are available only in Turkish for now. The English version of them are coming soon.

Vol 1

http://www.dr.com.tr/Kitap/Krallar-ve-Baskanlarla-50-Yil-1cilt/Lutfu-Akdogan/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Devlet-Adamlari/urunno=0000000406770

Vol 2

http://www.dr.com.tr/Kitap/Krallar-ve-Baskanlarla-50-Yil-2Cilt/Lutfu-Akdogan/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Devlet-Adamlari/urunno=0000000406768

Vol 3

http://www.dr.com.tr/Kitap/Krallar-ve-Baskanlarla-50-Yil-3Cilt/Lutfu-Akdogan/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Devlet-Adamlari/urunno=0000000406769

Lütfü AkdoÄŸan’dan yeni kitap: “Ä°slam’ın Özü”

Ä°SLÂM’IN ÖZÃœ

Hz Muhammed’in Veda Haccı ve Hutbesi Hanefi Mezhebi’nin Kurucusu Ebu Hanife’nin Hayatı Peygamberimizin Annesi Âmine Hatun’un Çilesi

Türkiye’nin en saygın OrtadoÄŸu uzmanlarından gazeteci-yazar Lütfü AkdoÄŸan, yüzlerce yıllık orijinal kaynaklar ışığında hazırladığı eseriyle,
İslâm tarihinin en hayati detaylarına ışık tutuyor.
Bu kitap üç bölümden oluşuyor:
Birinci bölümde Hanefi Mezhebi’nin kurucusu Ebu Hanife’nin hayatı;
Ä°kinci bölümde Hz. Muhammed’in Veda Haccı ve Hutbesi;

Üçüncü bölümdeyse Peygamberimizin Annesi Âmine Hatun’un çilesi yer alıyor.
Yazar Lütfü Akdoğan, geniş İslam kültürüyle, hoşgörüsüyle, mütevazı İstanbul beyefendiliğini sinesinde toplayan bir yazardır.
Uzun süre Avrupa’da yaşayan Lütfü Akdoğan Ortadoğu, Anadolu ve Avrupa kültürüyle yoğrulmuştur.
Bugün 30’a yakın eseri bulunan Lütfü Akdoğan’ın bazı kitapları Arapça, İngilizce ve Fransızcaya çevrilmiştir.
Yazar ayrıca Arapça ve Fransızca da bilmektedir

Lütfü Akdogan’dan Yeni Kitap: “Molla Mustafa Barzani Anlatiyor”

 

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=78338

 

Halife için aðlayan Barzani    Molla Barzani; “Bizim yýllarca mücadele edip elde edemediðimiz haklara, Türkiye’deki Kürtler yýllardýr sahip.”

Kürdistan Demokratik Partisi’nin kurucusu Molla Mustafa Barzani’nin 1970 yýlýnda gazeteci Lütfü Akdoðan’a verdiði tarihî röportaj, kitap haline getirildi. Barzani’nin 37 yýldýr hiçbir yerde yayýnlanmayan fotoðraflarýný da içeren “Molla Mustafa Barzani anlatýyor” isimli kitap, Kürtlerin yakýn tarihe ýþýk tutuyor.

“Bazý kiþiler var… Bunlar kitap basar, harita çýkarýr; Türkiye ve Ýran’ý içine alan  muhtar bir Kürt devletinden bahseder. Ben hayatýmda böyle bir teþebbüsün içine girmedim.  Girmem de… Biz, hiçbir tahrike kapýlmayacaðýz. Türkiye’ye karþý, Türk Milletine karþý sevgi ve saygýmýz sonsuzdur. Türk Milletine selam ve hürmetlerimi iletin!” Bu sözler, Kürdistan Demokratik Partisi’nin kurucusu ve Mesud Barzani’nin babasý Molla Mustafa Barzani’ye ait…    Molla Mustafa Barzani 1970 yýlýnda, devrin Irak Ýhtilâl Komitesi Baþkan Yardýmcýsý Saddam Hüseyin ile yaptýðý tarihî ateþkes anlaþmasýndan birkaç gün sonra verdiði röportajda,  gerek Türkiye-Irak iliþkileri, gerek “gizli ellerin” Kuzey Irak’taki giriþimleri, gerekse Kürtlerin 20’nci yüzyýla damgasýný vuran mücadeleleri üzerine, yakýn tarihe ýþýk tutan çok önemli açýklamalarda bulunuyor.

“OSMANLI YIKILDIÐINDA HALÝFE ÝÇÝN AÐLADIK…”    Sürgünlerle dolu hayatýnýn ilk 2 yýlýnýn Diyarbakýr Hapishanesi’nde, çocukluðunun ise Hamidiye Birlikleri’nden kaçmakla geçtiðini anlatan Molla Mustafa Barzani, buna raðmen Osmanlý Ýmparatorluðu yýkýldýðýnda, bölgenin en önemli Nakþibendî merkezi haline gelen Barzan köyünde “Halife için aðýtlar yaktýklarýný” belirtiyor. 1930’lu yýllarda Ýngilizlerin bölgede kendilerine baðlý bir Kürt devleti kurdurmak için diðer aþiret liderlerini satýn almaya çalýþtýðýný söyleyen Barzani, bu dönemde Ýngilizlerden kaçarak sýðýndýklarý Türkiye’de ise Mustafa Kemal Atatürk’ün kendilerini himaye ettirdiðini vurguluyor. Savaþ yýllarýnda ortaya çýkan kýtlýk yüzünden kedileri kesip yemek zorunda kaldýklarýný anlatan Molla Mustafa Barzani, “baðýmsýz bir devletten önce insanca yaþamak ve iyi eðitimli çocuklar yetiþtirmek istediklerini” belirtirken, “Bizim yýllarca mücadele edip elde edemediðimiz haklara, Türkiye’deki Kürtler yýllardan beri sahiptir” diyor. “Birtakým gizli güçler, bizi birbirimize düþürmektedir” diye konuþan Barzani, Türkiye’deki Kürt hareketlerine ise hiçbir þekilde müdahale etmediklerini savunuyor.    “PEÞMERGELER ARASINDA DOÐDUM, ONLARLA ÖLECEÐÝM…”

Lütfü Akdoðan’ýn 1970 Mart’ýnda Kerkük’te konuþtuðu isimler arasýnda, Molla Mustafa Barzani’nin küçük oðlu Mesud Barzani de bulunuyor. Günümüzde Kuzey Irak’taki Kürt bölgesinin baþkaný sýfatýyla yaptýðý açýklamalar Türkiye’den ABD’ye kadar geniþ bir coðrafyada tartýþmalar yaratan Mesud Barzani, henüz 24 yaþýndayken konuþtuðu Lütfü Akdoðan’a, “Peþmergeler arasýnda doðdum, onlar arasýnda öleceðim. Esasen politikayý sevmiyorum…” diyor. Öte yandan, Lütfü Akdoðan, yazý dizisinde “Türkiye’den hemen hiçbir destek görmeyen” Kerkük Türkmenlerinin durumuyla ilgili de çarpýcý tespitlerde bulunuyor.

http://www.hurhaberci.com/newsdetails-.asp?newsid=2493  http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=72945&imge_id=4ge9fuj7f4iltaj4mkalqjq3nda41m6p  http://www.kalemlervekiliclar.com/showthread.php?tid=1029 http://www.haber10.com/haber/67189/ http://www.pandora.com.tr/urun.asp%3Fid%3D148795+l%C3%BCtf%C3%BC+akdo%C4%9Fan&hl=tr&ct=clnk&cd=10&gl=tr  http://www.hepsiburada.com/productDetails.aspx?CategoryId=9908&productId=karkaplan03  http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=118244&session=S6528398966249652013&LogID

Lütfü AkdoÄŸan’ın Yeni Åžiir Kitabı: “Yer, Gök, Deniz”

Korkmayız Kimseden

Biz korkmayız
Kimseden
Ne de ölümden
Ahlakımızı almışız
Kur’an-ı Kerim’den
Ehl-i Beyt’tir   Evimiz
Kendimizi biliriz
Molla Seyyit Emin’dir
Dedemiz
Her zaman ellerimiz
Tertemiz
Kur’an’daki her haram
Bizim için de
Haramdır
Kapımızı çalan
Bizim için
Tanrıdan
Ä°kram
Fakir zengin
Bilmeyiz
Biz herkesin
Hizmetindeyiz
Öyle gördük
Dededen
Çekinmeyiz
Hiçbir
Åžeyden
Korkmayız
Ölümden
Ahlakımızı almışız
Kur’an-ı Kerim’den

Hayret

Hayret;
Beni bir köpek ısırdı.
Her gün kemik verdiğim,
Kucağıma alıp tüylerini okşadığım,
Yanaklarından öptüğüm köpek ısırdı.
Hayret;
Oysa hiç de insana benzemiyordu…

Bir Damla Su

Dünya ne ki?
O,
Bir meçhul…
İçindeki insan,
Üstündeki hayvan,
Denizdeki balık,
Havadaki kuÅŸ,
Topraktan fışkıran bitkiler;
Her ÅŸey, her ÅŸey
Meçhul…
Yaratan
Ne istedi bizden?
Hepimizi sanki çıkardı
Denizden…
Öyle diyorlar;
Geldik bir damla  sudan…
Bu gürültü patırtı
Neden, neden?
Cinayetler, savaÅŸlar,
Neden, neden?
Hani gelmiÅŸtik
Bir damla sudan..?

Lütfü Akdoğan

Kitap: “Ä°mparatorluÄŸu Yıkan Kadın: Sara”

Önsöz;

Yakın Tarihten İbret

Fransızlar’ın ünlü yazarı Montesquieu, “İran Mektupları” adlı eserinde “ Ne mutlu insana ki, kendi liyakatinden bahsetmeyecek kadar mağrurdur.” Der.

Biz de diyoruz ki, evet Babıâli’nin üstadlarından Lütfü Akdoğan 35 yıllık şan ve şöhret dolu gazetecilik mesleğinin ardından tevazu derecesine varan gururu bir yana bırakmalı ve dağarcığını milletine açmalıdır.

50’li yıllardan 80’li yıllara köprü olan bir uzman gazetecilik var mıdır? Diye sorulsa, hiç şüphesiz ilk akla gelen konu “Ortadoğu Muhabirliği” olur. Evet, 50’li yılların başında, Türk basını, gelişen teknoloji ve telekomünikasyon karşısında yaya kalırken, yanıbaşımızdaki Şam’la telefon görüşmesi, Londra üzerinden yapılırken, bir gencecik gazetecimiz, Arap ülkelerinde adeta köşe kapmaca oynuyordu.   Daha düne kadar hükümdarlığımız altında bulunurken, 1. Dünya Savaşı ile birlikte “düşman kardeş” durumuna düştüğümüz Arap ülkeleri 20. asrın ortalarında söz sahibi olunca, uluslararası platformda önemli bir yer işgal etmeye başlıyordu.

Hemen yanıbaşımız din kardeşimiz, kültür ortağımız bu ülkeler yine o tarihlerde ulaşılması anlaşılması güç birer kapalı kutu gibi görülüyordu. Ancak bıyığı henüz terlemiş Gazeteci Lütfü Akdoğan, Arapça dilini bilmenin verdiği avantajın yanısıra üstün kabiliyeti ile kısa zamanda bu ülkelerin insanlarını, başta yöneticileri olmak üzere adeta avucunun içine alıyordu.   Akdoğan, geçtiğimiz 35 yıl içinde aklınıza gelebilecek tüm Ortadoğu ülkelerini karış karış gezdi. Her tarafı didik didik etti. Oraları önce öğrendi, sonra Türk kamuoyuna öğretti.   Bunca zamandan sonra artık Lütfü Akdoğan için gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini tarih ehline emanet etmek zamanı geldi. Şimdi kendisi, o sımsıcak anıları ile başbaşa elde kalem, paha biçilmez tarih hazinesini kağıda dökmeye başladı.   Elinizdeki kitap, Lütfü Akdoğan’ın çok önemli bir araştırmasınınb ürünü. 1. Dünya Savaş’ında, Osmanlı İmparatorluğu’nun “ Güneydoğu Cephesi Hikayesi”.   Okuyun, beğeneceksiniz, üzüleceksiniz ve bir acı gerçeği günümüze “ibret vakası” olarak aktaran Lütfü Akdoğan’a gönlünüzün taa derinliklerinden teşekkür edeceksiniz.                        Saygılarımızla.

ABC AJANSI